İnsan: “Etik Hayvan”

İçimizde gizli, görünmeyen bedensel, mental, psikolojik şiddet ile yaşıyoruz. Şiddet toplumların doğuştan gelen eğilimleri içinde var.

Şiddet ilk adımlarını diğeri ile karşılaştığında ortaya atmaya başlar. Biri varken sorun yoktur. Biri diğeri ile karşılaştığında iki varlık birbirini kabul etmekte zorlanır. Biri kendini olumlarken, aslında iki şey yapmaktadır. Hem kendini olumlamakta, hem de olumladığının dışındakileri dışlamakta, yok saymaktadır. Diğeri ile karşılaştığında hiçbir art niyet olmaksızın ilk sürtüşme burada başlar. Hayvani refleksler ile etik değerler arasında karışan insan mental şiddetin bilincinin altında sükûn etmesini durdurabilecek kadar henüz beynini kontrol edememektedir. Yasalar ve öğretilmiş toplumsal kurallar ile bastırılmış dürtüleri ile başa çıkmaya çalışır.

Sertlik ve şiddet üzerinden yürüyen resimler bunlar. Çalışmalarımda bedenler kimliksiz nesnelerdir. Bedenler birbiri ile boğuşurken aynı zamanda, kas yapıları da her bir detayda birbiri ile savaşarak ötekini ezer, deforme eder bu oluştan doğan kuvvet bedenlerin organik bütünlüğünü bozar. Bu deformasyon aslında “ben” in egonun bozulması, zayıflatılmasıdır. Kas ve kemik yapıları yüzeyde kontrolden çıkmış bir izlenim yaratarak birbiri ile savaşır. Biçimler şişer dağılır ve dönüşürler. Sadece etten, uzuvlardan ve kemiklerden oluşmuş biçimlerdir bunlar. Bedenler birbirine karışmış, üst üste yığılmış yahut birbirinden ayrılmak ister durumdadır. Bazı parçalar savaşı kaybetmiş, ezilerek dağılmıştır.